top of page

Her Şeyi Düzene Sokmaya Çalışıyordum

Lohusa
Jul 17
2 min read

Uykusuz kaldığım geceleri hatırlıyorum.

Ne kadar zorlanmıştım.

Bir dönem oğlum gece uykusuna direnmeye başlamıştı. Sanırım beş ya da altı aylıktı. Ne yapsam uyutamıyordum. Üstelik ağlamıyordu da. Kucağımda bana öylece bakıyordu.

Şimdi dönüp düşündüğümde bazen gülümsüyorum.

Sanki benimle küçük bir inatlaşma içindeymiş gibi geliyor.

O günlerde ise hiç komik değildi.

Eşimle birlikte klasik yöntemlerin hepsini denemiştik. Battaniyenin içinde sallamalar, kucakta uzun yürüyüşler... Saatlerce uğraşıyorduk. Tam uyudu derken yatağa koyuyor, birkaç dakika sonra yeniden uyanıyordu.

Kollarım ağrıyordu.

Yorgundum.

Bazen çaresizlikten ağlıyordum.

İçten içe sallamak da istemiyordum. Bunun doğru bir yöntem olmadığını düşünüyordum ama uykusuzluk insana bazen kendi doğrularını bile unutturabiliyor.

En çok da geleceği düşünüyordum.

"Ya hep böyle devam ederse?"

"Ya hiç düzen kuramazsak?"

"Ya ben bunu başaramıyorsam?"

Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki ilk annelik, insanı en çok kendi düşünceleri yoruyor.

Her şey yeni.

Her davranışın bir anlamı varmış gibi geliyor.

Her problemi hemen çözmek istiyorsun.

Oysa bazen çözülmesi gereken bir problem bile olmuyor.

Sadece büyüyen bir bebek oluyor.

Ben ise her şeyi bir düzene oturtmaya çalışıyordum.

Belki de en büyük mücadelem buydu.

Çünkü doğumdan önce kendi planları olan bir hayatım vardı.

Sabah hangi saatte kalkacağımı da ben belirliyordum, akşam ne zaman uyuyacağımı da.

Sonra bir gün bütün düzenimi küçücük bir insanın ihtiyaçlarına göre yeniden kurmaya başladım.

İşte ben o teslim olma kısmında biraz direndim.

Kontrolü bırakmak istemedim.

Evet...

Bir uyku düzeni kurabildik.

Belki çevremdeki birçok aileye göre işlerimiz daha planlı ilerledi.

Ama bunun da bir bedeli vardı.

Akşam misafirlikleri hayatımızdan çıktı.

Belirli bir saatten sonra ne eve misafir çağırıyor ne de bir yere gidiyorduk.

Gece yürüyüşleri bile sona ermişti.

Çünkü ben, oğlumun kendi yatağında uyuması gerektiğine inanıyordum.

Bugün dönüp baktığımda kendime şu soruyu soruyorum:

Gerçekten bu kadar katı olmam gerekiyor muydu?

Hayatımızı bu kadar daraltmaya değer miydi?

Bunun kesin bir cevabı olduğunu sanmıyorum.

Çünkü her aile kendi dengesini kuruyor.

O günlerde bana doğru gelen buydu.

Belki bugün bazı şeyleri daha esnek yaşayabilirdim.

Ama o günün şartlarında elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordum.

Ve sanırım annelik biraz da tam olarak böyle bir yolculuk.

Her şeyi doğru yapmak değil...

Her gün biraz daha öğrenmek.

Comments


bottom of page